Demir Çelik ihracatta baş köşeye oturdu

 

Eylül ayında ihracat yüzde 36.42 oranında artarken demir çelik sektörü 2.19 milyar dolar ile otomotiv ve tekstilin önünde şampiyonluğunu sürdürdü.

 

İhracat artışı Eylül’de de hızını kesmedi. Demir çelik ihracat şampiyonluğunu Eylül’de de elinden bırakmadı. Türkiye ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 36.42 artışla 12 milyar 162 milyon dolar oldu. İlk dokuz aydaki ihracat yüzde 35.43 artışla 102 milyar 472 milyon dolara ulaştı. Geriye dönük bir yıllık ihracat yüzde 32.67 artışla 132 milyar 770 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Eylül ayı ihracat rakamlarını açıklarken yaptığı konuşmada, global finansal krizin ABD’deki sertlikte Avrupa’yı etkilemeyeceğini belirterek, Türkiye olarak diğer ülkelere göre daha rahat bir durumda olduklarını söyledi.

Demir Çelik yine şampiyon

Eylül ayında en fazla ihracat yapan sektör, 2 milyar 195 milyon dolar ile demir çelik oldu. Bunu, 2 milyar 145 milyon dolar ile otomotiv ve 1 milyar 337 milyon dolar ile hazır giyim ve konfeksiyon takip etti. Ağustos ayında toplam ihracat içerisinde yüzde 11.21’lik paya sahip olan tarım ve hayvancılık sektörleri, yıllık bazda yüzde 30.26 artış kaydetti.

Eylülde toplam ihracatın yüzde 86.04’ünü gerçekleştiren sanayi grubunda yüzde 37.45 artış gerçekleşti. Sanayi sektöründe dokuz aylık ihracat 90 milyar 126 milyon doları, geriye dönük bir yıllık ihracat da 116 milyar doları geride bıraktı. Madencilik ürünleri ihracatı, Eylül ayında yüzde 30.88 artışla 334 milyon dolara çıktı. Sektör 2008 yılının ilk dokuz ayında 2 milyar 658 milyon, geriye dönük bir yılda ise 3 milyar 386 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

“İhracatta gerileme beklemiyoruz"

TİM Başkanı Büyükekşi, Türkiye’ye bakıldığında dünya ekonomilerine göre daha rahat olduğunun gözlemlendiğini, diğer yandan söz konusu krizin ABD’yi etkilediği sertlikte ihracatın büyük bölümünü gerçekleştirdikleri Avrupa’yı etkileyeceğini tahmin etmediklerini vurguladı. Avrupa’daki finansal sistemin her ne kadar ABD finansal sistemle benzerlikler taşısa da krizin mortgage kaynaklı olduğu düşünüldüğünde Avrupa bankalarının bu tip krediler konusunda daha muhafazakar bir yaklaşıma sahip olduğuna işaret eden Büyükekşi, Avrupa’nın krizi daha az hasarla atlatacağını beklediklerini kaydetti. Mehmet Büyükekşi şöyle dedi:

“Türkiye’nin ihracatında AB ülkelerinin payı yüzde 55-60 civarında seyrediyor. Halbuki ABD'nin Türkiye ihracatındaki payı yüzde 4 seviyelerinde. Dolayısıyla krizden daha az etkilenmesini beklediğimiz AB ülkeleri ihracatımızda daha fazla yer tuttuğu için ihracatımızın bu ortamdan nispeten daha az etkilenecektir. Son zamanlarda artan petrol fiyatlarının, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere petrol üreticisi ülkelerin refahını nasıl arttırdığı ortadadır. İhracatçılarımız da bugüne kadar bu fırsatları iyi değerlendirmişler, bundan sonra da değerlendirmeye devam edeceklerdir. Türkiye'nin açılım yapmak için büyük çaba gösterdiği Afrika pazarında da Türk ihracatçıları başarılı işler yapmaya başlamışlardır. Önümüzdeki dönemde de bu başarılı çalışmaların devam edeceğini düşünüyoruz. İhracat stratejilerimizin devam ettirilmesi durumunda yıl sonuna kadar ihracat hedeflerimizde bir değişiklik öngörmüyoruz” ifadelerini kullandı.

“AB KRİTERLERİNİ ÖNEMSİYORUZ”

Türkiye-AB ilişkileri açısından, geçen ay yaşanan en önemli gelişmenin, gelecek 4 yıl içinde AB'ye uyum kapsamında yürütülecek çalışmaları içeren Ulusal Program Taslağı’nın açıklanması olduğuna dikkat çeken Büyükekşi, TİM olarak, Ulusal Program’ı, sadece AB'ye uyum yönünde üstlenmek zorunda olunan bir yükümlülükler silsilesi değil, çağdaş dünya ile bütünleşmeyi sağlayacak bir yol haritası olarak gördüklerini dile getirdi. Büyükekşi, AB ile ilgili uygulamaların kağıt üzerinden çıkarılıp bir an önce uygulama alanına taşımanın gerekliliğine inandıklarını belirtti.

“AB ile entegrasyonun Türkiye için taşıdığı önemi çok iyi biliyor ve katılım sürecimizi siyasi ve ekonomik tüm boyutlarıyla destekliyoruz” diyen Mehmet Büyükekşi, uyum sürecinin sağlıklı işleyebilmesi için kamu ve özel sektörün etkin işbirliği içinde çalışması gerektiğini söyledi. Büyükekşi, Ulusal Program’ın aksatılması durumunda özel sektör dahil tüm ekonominin olumsuz yönde etkileneceğine vurgu yaptı. TİM Başkanı Büyükekşi, Gümrük Birliği üyesi olup da AB üyesi olmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu, AB’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarında ülkenin dışarıda kalmasına seyirci kalınmamasını istedi.

“SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN YÜKLERİ AĞIR, SORUMLULUKLARI YÜKSEK”

Türkiye ekonomisi ve demokrasisi her ne kadar eleştirilere uğrasa da güçlü ve köklü olduğuna, her iki olgunun daha da kuvvetlenmesi için ekonomiye ve demokrasiye uygun kurumların çoğalması ve etkinleştirilmesinin önemine dikkat çeken TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Sivil toplumun ekonomiye ve siyasete ilişkin ortaya koyacağı çözüm önerileri günümüz demokrasisinin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle TİM gibi sivil toplum örgütlerinin yükleri ağır, sorumlulukları yüksektir. TİM, Türkiye İhracatçılarının oluşturduğu bir Meclis olarak yalnızca Türkiye ihracatını değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisini ve Türkiye'nin demokratikleşme sürecini de doğrudan destekleyen, bu konularda üzerine düşen görevleri tam olarak gerçekleştirmeye çalışan bir kurumdur. Yeni dönemde bu konularda daha da aktif, daha da etkin bir TİM oluşturacağımıza inanmaktayız. Aklı ön plana koyan, sermayesini ve öz değerlerini, bu aklın ışığında değerlendiren, gerçekleştirdiği her eylemi akılcı planlar çerçevesinde gerçekleştiren bir Türkiye için TİM bugüne değin elinden geleni yapmıştır, bundan sonra da yapmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

 

 
< Önceki   Sonraki >