Girebileceğin değil, başarılı olabileceğin işe gir!

Tekn-ik İnsan Kaynakları - 11 Ekim - 18 Ekim 2008

İş görüşmelerinde ne söylediğiniz ile birlikte nasıl söylediğiniz de önemlidir. Hem ses tonunuz hem de beden diliniz sizinle ilgili yargıların oluşumunda büyük rol oynar. Öncelikle söylediklerinizin üzerinde duralım. Ne söylediğiniz neleri ne kadar bildiğinizi gösterir. Eğitiminiz, deneyimleriniz, karakteriniz, kişisel kaliteniz, başvurduğunuz işe ilişkin birikiminiz, başvurduğunuz şirkete duyduğunuz ilgi ve uygunluğunuz anlattıklarınızdan çıkartılır. İşin niteliği yaratıcılık gerektiriyorsa problemleri nasıl tanımladığınız, çözüm yolları üretme aşamalarınız da keşfedilmeye çalışılır. Bunun için çoğunlukla endirekt sorular sorulur. Bir iş görüşmesinde aşağıdaki senaryo anlatılarak adayların yanıtları istenmiştir. “Varsayın ki bir gece geç vakitte iki kişilik spor arabanızla tek başınıza yolculuk yapmaktasınız. Hava sağanak yağışlı ve fırtına kopmuş durumda. Hayli tenha bir yolda ilerlemektesiniz. Bir durakta davranışlarından durumlarında bir anormallik olduğu fark edilen dört kişi beklemektedir. Durağa yaklaştınız, bir de baktınız ki buluşmayı hayal bile edemediğiniz hayran olduğunuz film yıldızı, annenizin kalp ameliyatını yapmış ve halen tedavisini sürdürmekte olan aile doktorunuz ve kalp krizi geçirmekte olan bir hasta bulunmakta. Yanınıza kimi alırsınız?
Adayların bir kısmı açık yüreklilikle film yıldızını, bir kısmı kriz geçirmekte olan hastayı, bir kısmı da doktoru götüreceğini söylemiş, çok az sayıda kişi arabasını doktora verip yıldızla durakta baş başa kalmayı düşünmüş. Daha da azı doktorun araba kullanmayı bilip bilmediğini sormuştur.”
Bu gibi sorularda doğru ya da yanlış değil iyi veya kötü cevap bulunmaktadır. Benzer bir soruyla karşılaşırsanız gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi çakılıp kalmayın. Hemen düşünmeye başlayın. Düşünmekte oluşunuz beden dilinize yansıyacak ve normal görünmenizi sağlayacaktır.
İş görüşmelerinde sorulan teknik sorulara başarılı yanıtlar verebilmek için hatırda tutulması gereken hususları şöyle sıralayabiliriz:
-Görüşmeye kendinize güveninizi belli edecek rahat hareketlerle, gülümseyerek ve saygılı bir tavırla girin. Bulunanlarla el sıkışın. Dik oturun. (bunları falso vermeden kontrollü biçimde yapabilmeniz için öncesinde defalarca prova yapmanız gerekmektedir)
-Tanıştırılma sırasında isimleri aklınızda tutun ve konuşma sırasında isimlerle hitap edin.
-Profesyonel olduğunuz izleniminizi güçlendirecek şekilde düzgün cümlelerle konuşun. Mehmet Ali Birand gibi eeh, ugh, şeyy gibi kelimeler kullanmayın.
- İşi daha önce yapmış olan kişi iş için kalifiye olan kişidir. Bu tür bir iş için başvuru yaptıysanız sorulara pratikte edindiğiniz ve uyguladığınız konulardan bahsederek yanıt verin.
- Sınırlama belirten “yalnızca”, “sadece“, “asla” gibi kelimeler kullanmayın.
-Güçlü yanlarınızı ve niteliklerinizi abartıya kaçmadan vurgulayarak iş için doğru insan olduğunuzu gösterin.
-Görüşmede uyumlu olduğunuzu ve öğrenme yeteneğinizi kaybetmediğinizi (tabii böyleyseniz) anlatmaya uğraşın. Hızla değişen dünyada işlerin de içerikleri hızla değişmektedir. Bu nedenle günümüzde üzerinde asıl durulan konular uyum ve öğrenme yeteneğidir. İki yıl önce İTÜ İşletme Fakültesindeki Management Information Systems dersime dünyanın en büyük IT şirketlerinden birinin ülke müdürünü konuşmacı olarak davet etmiştim. Şimdi mevkisi daha da yükselmiş olan misafir konuşmacı çok genç olması nedeniyle öğrencilerimin merakını uyandırmış ve bu göreve nasıl geldiği sorusuyla karşı karşıya kalmıştı. Yanıt vermeye hazırlanırken başka bir öğrenci söz isteyerek görev için gereken tüm yeteneklere sahip olup olmadığını da öğrenmek istedi. Ülke müdürü gereken yeteneklerin tamamına sahip olmadığını, hatta işe girerken yarıştığı adaylar arasında kendisinden daha yukarıda kişiler bulunduğunu ancak tercih edilme sebeplerinin en uyumlu karaktere sahip olması ve sürekli okumakta olduğu için öğrenme yeteneğinin gelişmişliği olduğunu söyledi. Bilginin balıktan daha hızlı bayatladığı bir dönemde öğrenme ve kendini eğitme (autodidactic) yeteneği en yüksek değerler olmaktadır.  Tabii bu bir yaşam biçimidir ve sadece görüşmeye giderken yapılabilecek bir hazırlık değildir.  
-Dikkatli olun, söz kesmeden her soruyu dikkatle dinleyin ve önyargılarla değil düşünerek yanıt verin. İş dünyasında alınacak kararların duygulara değil verilere dayanması istenir. Rahmetli Vehbi Koç’a atfedilen bir hikâyecik vardır. Yakınları Koç’a ısrarla bir adamın üstün yeteneğini anlatarak işe almasını isterler. Vehbi Bey adamla bir öğle yemeği için randevulaşır, konuşurlar. Görüşmeden sonra yakınları nasıl, sıkı adam değil mi? derler. Vehbi Bey değil der, çorba gelince tadına bakmadan hemen tuz ekti. Bu kadar önyargılı bir insan sıkı adam olamaz, öyle birisine kritik bir görevi teslim edemem. Evet görüşmeler bazen restoranlarda, otel odalarında, havaalanı salonlarında olabilir ve sizin bilginizin yanı sıra karakterinize, karar verme tarzınıza, davranışlarınıza da çok dikkat edilir.
Aslında iş görüşmelerine birkaç saat öncesinden başlayarak değil bütün bir ömür hazırlanılmaktadır. Bunun bilincinde olarak zamanınızı boş geçirmeye değil, her konuda kendimizi sürekli eğitmeye ayırmalıyız.
Kişisel inancım görüşmelerde kendimizi olduğumuzun üstünde göstermeye çalışmanın doğru olmadığıdır. Yeteneklerimizin üzerinde formasyon gerektiren işlere girsek bile kalıcı olamayız. Bu nedenle asıl amacımız bizim işe, işin bize uygun olup olmadığını anlamak olmalıdır. Kuşkusuz değerimizin aslından düşük anlaşılmasını da engellemeliyiz. Haftaya devam edeceğiz.

 
< Önceki   Sonraki >

Sponsor Bağlantılar





 

Recep Akbayrak

Açık hesap alacaklıların dikkatine

ST. Makina - 15 Nisan 2012

Kendi işinin patronu olmak, birçok kişinin hayali. Az çalışarak çok kazanmanın yolu olarak görülüyor işverenlik. Hele bir de bu duyguyu tatmaya görsünler, bir daha kolay kolay çalışamıyorlar bir başkasının yanında...

 

Halefşan Sümen

Forklift ve benzerlerini alırken dikkat edilecekler

ST. Vinç ve Kaldırma Üniteleri - 20 Mayıs 2012

Dergilerimizin hedefleri arasında okurlarımızın rasyonel satın alma yapmalarına katkıda bulunmak ön sıralarda gelir. Bu hedefe zaman zaman doğrudan yönelerek spesifik ürünlerin tedarikinin nasıl olacağına ilişkin bilimsel gerçekleri açıkladığımız dikkatli okurların bildiği bir konudur.