Kültür kraldır!

S.T. Konveyör – İç Lojistik 21 Ekim 2007

Geliri ve karı arttırmak, yeni fikirler geliştirmek, yüksek performanslı takımlar oluşturmak, riskleri azaltmak günümüz yönetici ve patronlarının temel hedefleri arasında yer alan konulardır. Bu hedefleri tutturmak amacıyla da yeni iş süreçlerinden yüksek ücret ve ek ödemeler yapmaya, eğitimler aldırmaya ve dışsal motivasyon sağlamaya kadar pek çok şey denenmekte. Ancak en az denenen, buna karşın bu alanda en fazla getirisi olabilecek konu ‘kurum kültürü’ oluşturmaktır.
Kurum kültürü yazılı olmadığı halde geçerli olan kurallar, kriterler ve yargılar olarak tanımlanabilir. Bir şirketin çalışanlarının ve yöneticilerinin düşünme biçimlerini belirleyen değer sistemidir. Kurum kültürü kavramı insanları bir arada tutan, insanı şirkete, şirketi insana bağlayan adeta manevi harç görevi de görür.
Uygun bir kurum kültürü ilk cümledeki hedefleri tutturmayı, çalışanların işe ruhlarını katmalarını, yürekten çalışmalarını sağlayarak önemli ölçüde destekler. Böylelikle çalışanlar paralı askerler gibi değil, katıldığı savaşa inanan vatansever ve cesur askerler gibi mücadele eder hale gelirler.
Literatürde kurum kültürünün önemini anlatmak için en çok kullanılan metafor ‘akvaryum suyu’dur. Şirketler bir akvaryuma benzetilirse kurum kültürü de akvaryumun suyudur. Akvaryuma çok iyi balıklar koyabilir, onlara lezzetli ve besleyici yemler verebilir, hatta oksijen miktarını da optimize edebilirsiniz. Ancak her dakika soludukları suyu da düşünmediğiniz takdirde canlılığı sürdüremezsiniz.
Kurum kültürü; yaşanan olaylar, hiyerarşik yapı, başta yöneticilerin çalışanlarına gösterdiği saygı ve verdiği değer olmak üzere, insanların birbirlerine karşı davranış tarzları ve aralarındaki ilişkiler, gördükleri destek ve dayanışma, şirketin değerleri, iş dışında paylaşılan konular ve bazı başka etmenlerin etkileri ile oluşur. Ancak kurum kültürünü doğru düzeye çıkarmak, yönetebilmek ve sürekli geliştirmek bugün için az bilinen bir uzmanlık konusudur ve pek çok kurum için danışmanlık hizmeti alınmasını gerektirmektedir.
Eğer başarılı bir işletmenin arkasındaki etmenin insanların katkı yaptıkları, iş ve özel yaşamlarını dengeleyebildikleri ve mutlu oldukları bir ortam olduğuna inanıyorsak bu konuyu lüks olarak görmeyip gündemimize almak zorundayız. Q

Bir kurum kültürü örneği...

Bundan birkaç yıl önce Adapazarı'ndaki Toyota Fabrikası'nda bir iş kazası oluyor. İşçilerden biri havai konveyör hattının üstüne, epey yükseğe tırmanıyor, bazı önlemleri almadığı için de düşüyor.
Arkadaşları işçiyi derhal hastaneye kaldırıyorlar, tedavi başlıyor. Fabrika normal çalışmasına dönüyor. Ancak kaza fabrika kayıtlarına geçiyor ve rapor yurtdışına da gönderiliyor.
Aradan iki gün geçmeden Toyota Avrupa'nın Başkanı Dr. Toyoda özel
uçağına atladığı gibi, soluğu Adapazarı'ndaki fabrikada alıyor ve hiç zaman kaybetmeden hemen kazanın olduğu üniteye gelip, işçinin düştüğü konveyöre tırmanmaya başlıyor.
Fabrikadakilerin hayretten ağzı açık kalıyor. Dünya çapındaki bir yönetici aniden Türkiye'ye geliyor ve tepelere tırmanıyor! Evet Dr. Toyoda tırmanıyor çünkü ‘sıfır iş kazası’ düsturunu benimsemiş bir kurumda kazanın nasıl gerçekleştiğini
anlamak istiyor ve bunun en iyi yolu olarak da olayı bizzat yaşamayı görüyor.
Dr. Toyoda direkten inince bu sefer derhal kaza geçiren işçiyi görmeye gidiyor. Dr. Toyoda işçiye geçmiş olsun dileklerini bizzat iletiyor ve yöneticilere dönerek şöyle diyor: "Bu arkadaşımıza benim başıma böyle bir şey gelseydi, nasıl bakacak idiyseniz lütfen öyle bakınız."
Bu da Toyota’nın kurum kültürü.

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >

Sponsor Bağlantılar