|
Otomasyoncunun krize bakışı |
S.T. Otomasyon - 01 Aralık 2008
Çevremde krizden başka bir şey konuşulmaz hale geldiğinden konu beni de içine çekti. Şahsen “risk yönetimi yapmayan kriz yönetimi yapar” söylemine hayli prim tanıyan biri olduğum halde yedi yılda bir kendimizi kriz içinde bulur hale gelince söylemin doğruluğunu derinlemesine incelemek (sevmediğim fiille irdelemek) gerektiğini düşündüm.
Temelde krizlerden korunmak için risk yönetimi yapılması gerekiyor. Krizler büyük tahribatlar yaptıkları için daha embriyon dönemlerindeyken engellenmeleri gerekiyor. Atalarımız konuyu çok güzel ifade etmişler; “yılanın başı küçükken ezilmeli” diye. Ancak bu her zaman mümkün olmuyor. Bir kere küçük yılanlar ortada dolaşmıyorlar. Dolayısıyla başlarını ezmek öyle kolay değil, arayıp bulmak gerekiyor, ama meretler iyi saklanıyorlar…
Beş sene geriye gidelim; 2003’te Columbia mekiği uzaya çıkmış, 15 gün kalıp 80 deney yapmış, dünyaya geri dönerken de infilak etmişti. Milyonlarca dolarlık uzay aracı yok olmuş, çok değerli yedi astronot kaybedilmişti. Kazadan sonra kurulan soruşturma komisyonunun raporu yabancı teknik basına yansımıştı. Kazanın nedeni bir parçanın koparak gövdenin bir yerindeki ısı yalıtımını bozması idi. Atmosfere sürtünme ile oluşan yüksek ısı burada içeri girmiş ve mekiği eriterek patlatmıştı. Raporun çarpıcı yanı bu değildi. Soruşturma komisyonu bir adım daha ileri gitmiş ve bu teknik nedenin arkasında NASA’nın risk kültürünün yetersiz olmasının yattığını ileri sürmüştü. Kaynak kısıtlamaları, önceliklerin sık değişmesi, yeterli çalışma sürelerinin verilmemesi, hesaplamaların denetimden geçirilmemesi çok yanlış şeylerdi. Rapor NASA’da yüksek riskli teknoloji üzerinde çalışan bir kurumla bağdaşmayan kötü süreçler bulunduğunu ileri sürmekteydi! Bu süreçler teknik risklere yol açarak kazayı adeta çağırmıştı.
Sıradan insan ve kurumlarda risk kültürünün bulunmaması normal karşılanabilir. Örneğin Puket adasında tsunamiyi görünce kaçmak yerine seyre dalanlarla alay edilse de çoğu insan aynı davranışı gösterir.
* * *
Ancak ülke yönetenlerde risk kültürü olmaması, hele yakın tarihte iki kriz yaşamışken, yıl başından beri iş dünyası dergilerinde kriz kapımızda uyarısı durmaksızın yapılmışken, önlem alınmaması anormaldir!
Bundan da anormal olan acil durum planı hazırlanmamış olmasıdır. İşin doğası gereği risk yönetimi yapmak krizleri önlemeye yetmez. Örneğin gemi şirketleri de kaza risklerini yönetirler. Ama gemiler yine de batar. Şirketler kaza durumunda ne yapacaklarını belirlemişlerdir. Bu sayede hasar azaltılır. Normale dönüş kısa sürer. Acil durum planı can simididir!
* * *
Otomasyoncu risk yönetimini de acil durum planı hazırlamayı da iyi bilir. Örneğin operatörleri ekran seyrediciler yapmanın sorunlar yaratacağını, eğitim vermemenin riskleri arttırdığını, kullanıcılardan feedback almamanın başına bela olacağının farkındadır. Sistem iyi görünse de problemlerin gizlenip kuluçkaya yattığını öğrenmiştir. Otomasyoncu kendisi varken her şeyin iyi gittiğini, tesisten çıkar çıkmaz Murphy’nin ortaya çıktığını bilmektedir. (Çalışanları unutmasın diye Murphy kanunları Sn. Caner Bilgin’in duvarında asılı).
Ekonomik kriz otomasyoncunun işi değil ama otomasyoncuların danışmanlığına gerek var. |