Gerçek şirket olmak için

Tekn-ik İnsan Kaynakları - 27 Ağustos-2 Eylül 2008

Son bir iki yıldır elektrik, makina ve otomasyon sektörlerinde başta gelen sorunlardan biri, hatta çoğu firma için birincisi insan kaynaklarıyönetimi konusunda oldu. Büyük bölümünü yakından tanıdığım firmalar ya sürekli boş kadrolarına mühendis aramaktalar ya da çalışanlarını elde tutmak için çeşitli yöntemler denemekteler. Gazetelere çarşaf çarşaf ilan vererek veya e-recruitement yoluyla eleman arayan şirketler aylarca kimseyi bulamamakta. Ülkemizde bir faaliyet alanı daha kurmak isteyen bir global firma 30 kişi ile yaptığı görüşmeden sonuç alamadığı faaliyetine başlayamamakta. Kurtuluşu kafa avcısı firmalarda arayanlar kendilerine bugün eleman bulan bu firmaların yarın aynı elemanları başka firmalara prezante ettiklerini görünce akılları durmakta. Yöneticiler değer verdikleri elemanlar transfer olunca gittikleri firmaların yöneticileri ile sorunlar yaşamaktalar. Üst yönetici ve patronların yanlış tutumları ve duygularına hâkim olmamaları nedeniyle yıllar içinde kendilerini kanıtlamış kişiler haksız yere işlerinden edilmekte. Bu kişiler dava açıp tazminat kazandıklarında dünya devi şirketler rakip firma yöneticilerini duruşmaya çağırtarak gülünç durumlara düşmekteler. Yeni iş kanunundan haberdar olmayan patronlar çalışanlarının oyuncağı olmakta. Konuya müdahil olması gereken mühendis odalarından ise ‘tıs’ bile duyulmamakta...
Dünya devi firmaların en tepelerine formasyonu, yeteneği düşük kişiler getirtilmekte. Bu kişiler sarımsağınn gelin olması kadar kokularını saklayamadıklarından yurtdışına ülkemizden kötü kokular yayılmakta, hakkımızda yanlış yargılara varılmakta. Kilit noktalara liyakate göre değil sadakate göre atamalar yapılmakta. Hedef gelişmek olmaktan çıkıp birinin adamı olmaya dönüşmekte. Kimse işlerin çok düşük performansla yapılmasının üstünde durmamakta. Müşteriler nezdinde önce saygınlık, sonra satış kayıpları yaşanacağının farkına bile varılmamakta. İşe göre adam almak yerine adama göre işler yaratılması tüm çalışanları olumsuz etkiliyor. Nice yetenekli ve iyi niyetli kişi büyük umutlarla gittikleri şirketlerde hayal kırıklığı yaşamakta. Potansiyelleri katma değere dönüşememekte. Enerjisini sürtüşmelerde hatta işleri sabote etmede kullanır hale gelmekte. Gelişimi durmakta. Geleceği kararmakta.

Şıkları çok daha arttırabiliriz. İstatistikler bir yandan iki buçuk milyon işsizden söz ederken diğer yandan dört yüz bin boş iş bulunduğuna dikkat çekmekte. Ülkemizde işgücü arz ve talebi arasında uyumsuzluk bulunduğu kesin.Peki çözüm nerede?

Kanımızca çözüm insan kaynakları yönetimi bilimini sektörsel bazda bir an önce kavrayıp bu konuda politikalar üretmek ve uygulamaktan geçmekte. Bugün çok önemli bir bilim dalı haline gelmiş bu disiplin öğrenilmeden yukarıdaki sorunlardan kurtulacağımıza inanmıyoruz. Anlık çözümler bulunsa bile sağlıklı ve kalıcı bir işleyiş oluşmayacağını düşünüyoruz. Sektörümüz bu filmi yaklaşık beş yıl önce başka bir alanda, pazarlama konusunda seyretti. Pazarlama olmadan satış yapılamayacağı musibetlerle öğrenildi. Başlarda hiçbir firmada olmayan marketing departmanları son yıllarda hızla yaygınlaştı. Departman olmayan firmalarda pazarlama ünvanlı kişiler istihdam edildi. En azından pazarlama faaliyetleri icra etmekle görevli elemanlar alındı. Maslov’un dediği gibi bir ihtiyacın tatmini nakşa ihtiyacı doğurdu.
Bugün artık insan kaynakları konusunu çözümleme aşamasına geldik. Gerçek bir şirket olmak adına en önemli eksiğimiz tamamlamayı konuşma evresine yükseldik. Biz de bu kültürün sektörümüze gelmesi için, hatta nüfuz etmesi için katkıda bulunmayı istedik. Bu amaçla elinizde tuttuğunuz gazeteyi yayın hayatına sokarak işe başlıyoruz. İş dünyası insan kaynakları yönetimine büyük önem vermekte. Bu köşede adına sıkça rastlayacağınız dünyanın iki numaralı yönetim gurusu Charles Handy aynı zamanda dünyanın en büyük insan kaynakları yönetim bilimcisidir, konunun önemini şöyle vurguluyor; “İnsan kaynakları yalnızca insan kaynakları departmanlarına bırakılamaz, konu her yöneticinin sorumluluğundadır”.

Bu yazıyı rahmetli Sakıp Sabancı anekdotu ile tamamlayayım. Değerli tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu bir uçak yolculuğunda ünlü girişimcinin yanına oturur. Aralarında aşağıdaki diyalog geçer:
 - Ağam sen otomobilden anlar mısın?
- Anlamam
- Ağam sen lastikten anlar mısın?
- Anlamam
- Ağam sen kumaştan anlar mısın?
- Anlamam
- Ağam sen süpermarketçilikten anlar mısın?
- Anlamam
- Ağam otomobilden anlamazsın otomobil fabrikan var, lastikten anlamazsın lastik fabrikan var, kumaştan süpermarketçilikten anlamazsın, tekstil fabrikan CarrefourSA’n var. Bu nasıl iştir?
- Ben adamdan anlarım. Bulurum doğru adamları koyarım işlerin başlarına.

Çok az kişi rahmetli Sakıp Sabancı gibi olabileceğine göre çare İnsan Kaynakları
Yönetimini öğrenmekte.

 
< Önceki   Sonraki >

Sponsor Bağlantılar





 

Recep Akbayrak

Açık hesap alacaklıların dikkatine

ST. Makina - 15 Nisan 2012

Kendi işinin patronu olmak, birçok kişinin hayali. Az çalışarak çok kazanmanın yolu olarak görülüyor işverenlik. Hele bir de bu duyguyu tatmaya görsünler, bir daha kolay kolay çalışamıyorlar bir başkasının yanında...

 

Halefşan Sümen

Forklift ve benzerlerini alırken dikkat edilecekler

ST. Vinç ve Kaldırma Üniteleri - 20 Mayıs 2012

Dergilerimizin hedefleri arasında okurlarımızın rasyonel satın alma yapmalarına katkıda bulunmak ön sıralarda gelir. Bu hedefe zaman zaman doğrudan yönelerek spesifik ürünlerin tedarikinin nasıl olacağına ilişkin bilimsel gerçekleri açıkladığımız dikkatli okurların bildiği bir konudur.